Yazýnýn baþlýðý son günlerde vizyona giren bir filmin adýný taþýyor. Filmin ilk fragmanlarýný izlediðimde etkilenmiþ ve heyecanlanmýþ idim. Ama yönetmeni Tolga Örnek’in Gelibolu Belgeseli ve belgesel ile ilgili tartýþmalardaki görüþleri nedeniyle yine de aklýmda kimi kuþkular vardý.
Uzun yýllardýr Türkiye’nin sanayileþme tarihini merak ederek çalýþan ve bu süreç içerisinde “Devrim Otomobili”ne ait yazýlý çizili ne var ise zamanýnda okumuþ ve arþivlemiþ birisi olarak 25 Ekim günü filmi izledim. Çok beðendiðimi ve içinden geçtiðimiz konjonktürde izlenilmesi ve izlettirilmesinde sonsuz yararlar gördüðümü baþtan ifade etmek istiyorum.
Hele “Mustafa” bu kadar gündemde iken…
Filme geçmeden önce 1997 yýlý Aðustos ayýnda bir öðrenci projesi olarak çekilmiþ belgeselden bahsetmek yerinde olacaktýr. Belgeselin adý “Devrim”. Anadolu Üniversitesi Ýletiþim Bilimleri Fakültesinden dört genç (Fulten Ersun, Funda Erzurum, Görkem Kiriþ, Didem Yýlmaz) tarafýndan yapýlmýþ müthiþ bir film
. Devrim Otomobilinin imalatçýlarý arasýnda yer alan gerçek aktörlerin kendilerinden dinleyecek, yýllar geçse de konu “Devrim” olunca o günkü heyecanlarýndan hiçbir þey yitirmediklerini göreceksiniz.
“Devrim Arabalarý” bugünlerde çok ihtiyacýmýz olan “azim” “imal etme iradesi ve inancý” ve de “birbirine inanan insanlarýn neleri baþarabileceðini” ayrýca “biz istesek de yapamayýzcýlara karþý gösterilen direncin” gerçekte de bu topraklarda yaþanmýþ bir baþarýnýn öyküsüdür. Hikâye, bu aracý üretme görevini üstlenmiþ 23 mühendisin kariyerlerini ve aile hayatlarýný riske atarak girdikleri bu üretim macerasýnda zamanla, yoklukla, politikayla, karþýlarýna çýkan sayýsýz engelle mücadelelerini anlatýr.
Aslýnda anlatýlan bir inanç ve azim öyküsüdür. “Devrim Arabalarý” Türk mühendisinin ve iþçisinin, 20 sene öncesine kadar toplu iðne dahi üretemeyen bir ülkede kalkýþtýklarý bu meydan okumayý, bugün her þeye kolayca sahip olan nesillere, idealist zihniyeti ve zaferi de aktararak yaþattýklarý bir birlik ve baþarý öyküsüdür.
Gelelim filmin usta oyuncularýna: Oyuncular için söylenecek söz yok bence. Her biri üstlendikleri rolü, projenin tarihsel sorumluluðu dâhilinde bence baþarmýþlar. “Yürekten” kutlamak gerektiðini belirtmeliyim. Zira bu ekip gerçekten “yüreðini” ortaya koymuþ.
GÜNDÜZ - Taner Birsel: -Hafif sýradýþý, tarihe, bilime, sosyolojiye meraklý bir asker mühendis. Geçmiþte de zor ve imkânsýz projelerde çalýþmýþ; bunlarýn çoðunu baþarmasýna raðmen ülkenin, perde arkasýndaki güçleri bu projelerin çoðunun iptaline neden olmuþ. O, yine de heyecanýný kaybetmemiþ, projeleriyle ülkeye faydalý olabileceðine inanmýþ, idealizmini korumuþ. Devrim projesi onun çocuðu gibi. Projeye ve ekibe herkes ve herþeyden çok o inanýyor.
HAYAT - Ali Düþenkalkar: -Çok titiz, çok panik, sürekli terleyen sürekli endiþelenen biri… Herþeyi ince ince hesap ediyor. Nitekim projenin muhasebesi ona emanet. Kuruþu kuruþuna herþeyi takip ediyor. Arabasý paramparça edilmiþ olmasýna raðmen projeye inancý tam.
UÐUR - Halit Ergenç -Amerika eðitimli, klasik müziðe meraklý tedbirli, sakin, hiçbir zaman aþýrý tepki vermeyen bir mühendis. Türk sigarasý fazla öksürttüðü için içemiyor, bunun yerine Amerikan sigarasý tercih ediyor. Herkes çay içerken o kahveyi tercih ediyor. Çalýþma tulumunun altýna þýk bir fular takabilecek kadar da titiz ve þýk bir adam. Motor konusunda uzman…
CEMAL GÜRSEL - Sait Genay: -Devlet Baþkaný. Askeriye’de ve MBK’de Cemal Aga olarak biliniyor. Tören günü onun için herþeyin kesinleþeceði, fikir babasý olduðu projeyi tüm Türkiye ile paylaþacaðý an. Bunun hem heyecanýný hem de korkusunu yaþýyor.
RECEP USTA - Altan Gördüm: -Ýri yarý, güçlü, sert ifadeli biri… Sözünü sakýnmayan tavrý yüzünden, projeye geçinceye kadar fabrikanýn “sürgün” bölgesinde çalýþýyordu. Alaylý; mühendislerle korakor mücadele edebilecek kadar bilgili. Ýnatçý. Bir þeye kafayý taktý mý çözünceye kadar býrakmýyor.
SUNA - Vahide Gördüm: -Gündüz’ün 25 yýllýk eþi. Güçlü, içinde bulunduðu mekâný dolduran bir kiþiliði ve varlýðý var. Hayatý boyunca Gündüz’ü destekleyen, onun hayallerine koþmasýna yardýmcý olan kadýn olmuþ. Ama bu projede artýk çok yorgun. Yine ayný kötü þeylerin olacaðýný, yine Gündüz’ün projede çalýþmaktan onunla hiç ilgilenemeyeceðini; sonunda da kalbi kýrýk hevesi kaçmýþ Gündüz’ü teselli etmek zorunda kalacaðýný biliyor.
NiLÜFER - Seçil Mutlu: -Heyecanlý, cývýl cývýl bir mühendis eþi… O kadar doðal o kadar sýcak ki bazen her aklýna geleni, ortamýna bakmadan söyleyebiliyor. Kocasýna düþkünlüðüne bugünlerde yeni doðacak çocuðunun da heyecaný eklenmiþ durumda. Sevecenliðiyle, ekibe verdiði destekle herkesin gözdesi haline gelir.
ÝSMET - Serhat Tutumluer: -Dahi derecede akýllý, arabalara takmýþ bir mühendis. Bir kez baktýðý motoru bütün detaylarýyla çizebilecek kadar konuya hakim. Bu projede Gündüz’ün en güvendiði adam. Hatta Gündüz’ün bu projeye giriþ sebebi.
NECÝP - Onur Ünsal: -Projenin en genç mühendisi… Zaten bu yüzden ona ayakçý muamelesi yapýlýyor. Ama o halinden memnun. Çok zeki ve idealist mühendislerle birlikte çalýþtýðýnýn farkýnda. Gündüz’e hayran. Eþi 6 aylýk hamile. Bu yüzden onu gecenin bir yarýsý elma ararken görmek sýradan bir olay.
SAMÝ - Uður Polat:-Kötü karakter gibi duruyor ama onun da kendine göre gerekçeleri var. O da mühendis. Hatta iyi bir mühendis. Þimdi müsteþar seviyesinde bir bürokrat. O da vatansever. Ama araba konusunda inançsýz. “Kardeþim, toplu iðne yapamýyoruz ne arabasý… Bu, devletin parasýný çarçur etmekten baþka bir þey deðil!” düþüncesinde…
LATÝF - Selçuk Yöntem: -Yetenekli, tecrübeli, pratik düþünen ama huysuz biri. Bütün proje boyunca bir yandan söylenirken bir yandan da iþ yapýyor. Gündüz’le aralarýnda daha önce baþarýsýzlýða uðrayan bir projede çalýþtýklarý için kader ortaklýðý var. Yaþý ve kilosu, saðlýkla ilgili sorunlara gebe.
ENDER - Cengiz Bozkurt-Nerede ilginç bir haber varsa onun peþinde koþan, haberi herþeyin üstünde tutan, sözünü kimseden esirgemeyen yaman bir gazeteci. Ankara’daki tartýþmalarda Devrim projesinin ilginç tartýþmalara gebe olacaðýný hisseder ve yazdýðý makalelerle ortalýðý alevlendirir.
ERHAN - Levent Can:-Sami’nin bürokratlarýndan. En baþta projenin en ateþli muhaliflerinden biri. Ancak projenin ilerlediðini Eskiþehir’dekilerin azmini ve baþarýlarýný gördükçe git gide projeye inanýr.
Devrim Otomobilinin gerçek öyküsünün filme konu olan kurgusunda öne çýkartýlan hususlarý gelin birlikte Synopsisten okuyalým:
“Yýl 1961. Otomotiv Endüstri Kongresi sonrasý verilen davette iþadamlarý, gazeteciler, bürokratlar, Devlet Baþkaný Cemal Gürsel ülkenin kalkýnmasýnýn durumunu tartýþmaktadýrlar. Cemal Aga sinirlenip bu ülkenin otomobil bile imal edebileceðini söyler. Bir anda bu iddia ciddi bir meydan okumaya dönüþür. Paþa emrini verir. Yaklaþmakta olan Cumhuriyet Bayramý’na ilk yerli otomobil yetiþecektir! Neredeyse imkânsýz bu görevi hem gerçekleþtirebilecek hem de kabul edecek kiþi aranýr. Gündüz Serter’de karar kýlýnýr. Vatana hizmet duygusuyla tereddütsüz görevi kabul eden Gündüz Bey güvendiði mühendislerden oluþan bir ekip kurar.
Yaklaþýk 130 günde sýfýrdan bir otomobil imal edeceklerdir. Otomobilin gösterileceði 29 Ekim tarihine kadar neredeyse hiç görüþmemek üzere ailelerinden ayrýlan ekip, Eskiþehir’de kendilerine tahsis edilen eski bir atölyede buluþur. Araba yapmak için gerekli özel bir makine, tesisat olmadýðý gibi basit bir vinç ve küçük el aletleri dýþýnda hiçbir þeyleri yoktur. Güya devlet eliyle yapýlan bu projeye Baþkan dýþýnda herkesin muhalefet ettiði buradan bile bellidir. Zaten daha proje bütçesi onaylanýrken muhalifler neredeyse yarýsýný kýrpmýþ, “alt tarafý bir otomobil için” 900 bin lirayý uygun görmüþtür. Görünen o ki, ekibin uðraþacaðý tek þey arabanýn imalatý olmayacaktýr. Baþkanýn danýþmaný Sami Bey tavrýný daha ilk günden koymuþtur. Bir baþka muhalif grup da basýndýr. Her gün projeyle ilgili olumsuz bir haber çýkmaktadýr.
“Pahalý, lüzumsuz” bu proje için kullanýlan en hafif sýfatlardýr. Uzun araþtýrmalar ve teknik toplantýlardan sonra nasýl bir araba yapýlacaðýna karar veren ekip, imalata geçtiðinde makine parký eksikliðini fazlasýyla hisseder. Aslýnda arabadan önce yapýlmasý gereken, arabayý yapacak makinelerin yapýlmasýdýr. Ancak buna zaman yoktur. Ekip herþeyi pratik çözümlerle, þartlarý zorlayarak halleder. Zaman ilerledikçe proje esnasýnda tanýþanlar dost olurlar, birbirini tanýyanlarýn da dostluklarý pekiþir. Ortak amaçlarý onlarý bir aile haline getirir.
Zor þartlarda, aksiliklerle son günlere yaklaþýlýrken ilk arabanýn marþýna basýlýr. Bu geliþme, projeyi takip eden herkesi þaþýrtmýþtýr. Özellikle, projeyle çok alay eden gazeteciler ve projenin gerçekleþmemesi için elinden geleni yapan Sami ve yandaþlarý. Uykusuz geçen son hafta ile birlikte bir araba daha imal eden ekip, ertesi gün Ankara’da Paþa’nýn huzuruna çýkacak arabalarý 28 Ekim gecesi trene yüklerler.
Devrim, ilk ve son yolculuðuna hazýrdýr.”
Devrim Otomobili görücüye çýkarken
Biri bej diðeri siyah iki adet Devrim'in benzin depolarý buharlý lokomotifin bacasýndan çýkacak kývýlcýmlarýn yaratacaðý tehlike nedeniyle boþaltýlmýþtýr. Arabalara, bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar, bir iki litre benzin konmuþ ancak kraldan çok kralcý yüksek bürokratlarýn aceleciliði, konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolu tutulmuþtur.
Cumhurbaþkaný Gürsel siyah arabaya yaklaþýrken Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu gazete kâðýdýndan yaptýklarý huni ile alelacele bulunan bir bidon benzini siyah Devrim'in deposuna doldurmaya uðraþýrlar ama nafile. Kâðýt huninin ýslanýp hamurlaþývermesi ile Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup, "Dök þunu Rifat geliyor adam, dök þunu" çabalarý da sonuçsuz kalacak, benzin depo yerine yere boþalacaktýr. Gürsel gelip siyah otomobile oturunca, Serdaroðlu çaresizlik içinde, benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturur ama siyah Devrim otomobili ancak 200 metre gider, önce bir öksürür, sonra da durur.
Cemal Gürsel sorar: "Ne oldu?" Her zaman sakin, her zaman çelebi Serdaroðlu yanýtlar: "Benzin bitti paþam"... ve Gürsel tarihsel(!) sözünü söyler:
"Batý kafasý ile otomobil yapýyorsunuz ama Doðu kafasý ile benzin koymayý unutuyorsunuz!"
O arada, Nurettin Erguvanlý, Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker benzin ikmali yapmayý becerdikleri bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekerler ve Gürsel bu arabaya geçer.
Direksiyonunda yüksek mühendis… Bu kýsým; Mahmut Kiper: “Umutlar Benzinle Tükendi” 12 Aðustos 2008, Cumhuriyet – Strateji’den özetlenmiþtir.
Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim-1 Ankara caddelerini, alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp, önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gider ve geçit törenine katýlýr.
Devrim'e ölüm fermaný -Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan tüm gazeteler aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle "Devrim yolda kaldý", "Devrim'in benzini bitti", "Devrim yürümedi",
"Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýkarlar.
Devrim'in defteri dürülmüþtü.
Ýzlerken Not Ettiðim Replikler-Cumhuriyet dönemi sanayileþme süreçlerinin bir anlamda ikinci basamaðý olarak kabul edeceðimiz bir dönemin, farklý bir ifade ile Plan mekanizmasý ile ithal ikameci sanayileþme stratejisinin bilinçli bir tercih olarak seçildiði dönemin baþlangýcýna ait bir öyküdür “Devrim Otomobili”. Destekçilerinden daha çok her kesimden muhaliflerinin olduðu bir projedir de ayný zamanda. Ýþte “Devrim Arabalarý” bence bu baðlamý zaman zaman çok becerikli bir tarzda vurgulamýþ.
Gelelim not ettiðim repliklere:
“Bunlar, ülkenin parasýný batýracak” “Bu memleketin olmadýk hayallere verecek parasý yok” “ Ortada bunca menfi durum varken, bu iþi yapamazsýnýz” “Devletin parasý o kadar sahipsiz deðil”
ABD yardým heyetinin iki temsilcisi ile bir Türk Bürokratýn projenin gerçekleþtirildiði CER Atölyesini ziyaretlerinin çýkýþýnda, Türk bürokratýn Amerikalýya dönerek;
- Yapacaklar gibi görünüyorlar demesi üzerine Amerikalý görevlinin;
- Yapmalarýndansa yapmaya inanmalarý, bu inanç daha kötü deðil mi?
“Biz istesekte yapamayýz, devletin parasý o kadar da sahipsiz deðil” diretmelerine karþý filmin sürükleyici karakteri Gündüz Bey:
“Ya yaparsak!...”
Mühendis Ýsmet; “Ben iktisadi hürriyetten bahsediyorum”
Mühendis Necip; “ Biz bu otomobili yapýnca utanacaklar ama”
Tecrübeli kurt mühendis Latif’in çömez Necip’e seslenmesi;
“Türkiye’de hiçbir baþarý cezasýz kalmaz”
Ve yine mühendis Latif;
“Adý DEVR M olan bir otomobilin sokaklarda yürümesine kimse izin vermez”
Yazýyý bitirirken Devrim Arabalarýnýn 29 ana sahnesi için Demir Demirkan’ýn bestelediði ezgilere deðinilmese büyük haksýzlýk olabilirdi. Demirkan’ýn bestelerine Piyanist Solist S. Tuluð Týrpan eþlik etmiþ. Müzikler Prag Flarmoni Orkestrasý tarafýndan canlý çalýnmýþ. Filme Bu dönemle ilgili olarak temel bir baþvuru kaynaðý: Günal Kansu (2004): Planlý Yýllar (anýlarla DPT’nin öyküsü).
Ýþ Bankasý Kültür Yayýnlarý. Haziran. Ýstanbul ait müzikler ne iyi ki bir VCD’ de toplanmýþ:
Demir Demirkan – Devrim Arabalarý / Özgün Film Müzikleri.
Bence, “Devrim Otomobili”nin öyküsünü ve benzer öyküleri de Cumhuriyetin 85inci Yýldönümünde Cumhuriyetimizin parlak sayfalarý olarak hem okuyun, hem okutturun.
Ve de “Devrim Arabalarý” ný izleyin…
Filmin giriþ sözleri ile yazýyý noktalayalým:
“Eðer biz yapabileceðimizi gösterirsek neler olabilir? Neler deðiþebilir? Düþünsenize!….
Dr. Serdar Þahinkaya
