Tabii bu arada keyif yapanlar da vardi.. 

Nihayet islemler bitti, pasaportlar dagitildi , bize sinirdan Selanik'e kadar eslik edecek olan Polisler hazir oldular ( bir tane resmi araba, bir de sivil polis arabasi) Artik yola cikmaya hazirdir, suyun ote yaninda marsa bastik ve yola ciktik..
Hedef Selanik...
Yunanistan'a girdigimiz andan itibaren yol kalitesi hemen degisiyor, bizimle kiyaslandiginda bariz fark var ve sinirdan Selanik'e kadar ayni kalitede devam ediyor. Yollari otoban olarak nitelendirmek ne kadar dogru olur bilemiyorum, bence
"2 seritli gercek duble yol" demek daha dogru.

Rampalar ve uzun yokuslar yok denecek kadar az.
Yollar ucretli degil, guzergahimiz uzerinde hic bir yerde herhangi bir giseye rastlamadik.Yanliz dikkatimi ceken diger bir sey de; yollarin olabildigince yerlesim yerlerinden/koylerden uzak gecmesi, seyir halinde kesinlikle yerlesim yerlerini gormuyorsunuz, ancak otoyoldan ciktiktan sonra yerlesim yerlerine ulasabiliyorsunuz. Goz alabildigine yesil tonlari hakim her yerde, hic bir fabrika/uretim tesisine rastlamadik desem yeridir. ( Sadece Iskece'yi gecinceydi sanirim bir tane yola yakin termik santral bacasi gordugumu hatirliyorum) Trafik yok denecek kadar az..Keyifli ve guzel bir yolculuk icin haziriz.



30-40 dakikalik bir yolculuktan sonra Yunanistan'daki ilk duragimiz olan Alexandroupoli'ye ( Dedeagac)geliyoruz..