chevycafe
Gürkan Yýlmaz
evrimd
Mesaj Says: 581
|
 |
« Yantla #62 : Kasm 11, 2011, 01:24:27 S » |
|
KURTULUÞ SAVAÞINDA
ATATÜRK’ÜN SUBAYLARA HÝTABI
Mustafa Kemal Atatürk’ün, 31 Temmuz 1920 tarihinde, Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara hitaben yaptýðý konuþmanýn tam metni:
‘Millet, baðýmsýzlýðýný ordudan bekler’
Millet, baðýmsýzlýðýnýn muhafazasýndan ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teþkil Eden subaylardan bekler. Iþte subaylarýn yüce olan vazifesi budur.
Allah göstermesin milletin baðýmsýzlýðý ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktýr.
Efendiler ! Eski silah arkadaþlarýmla böyle yakýndan ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbýhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz; müsait yer de yok. Bu sebeple hissiyatýmý birkaç cümle Ýle mülahaza etmekle yetineceðim. Arkadaþlar! Ýngilizler ve yardýmcýlarý, milletimizin baðýmsýzlýðýný imhaya karar vermiþlerdir. Milletler baðýmsýzlýklarýný hiç kimsenin lütuf ve atýfetine borçlu deðildir.
Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diðer millete, hürriyet ve baðýmsýzlýk vermez. Milletlerin tabiatýnda en yaratýlýþtan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvede, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayýsýyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin baðýmsýzlýðý gasp olunur.
Dünyada hayat için, insanca yaþamak için, baðýmsýzlýk lâzýmdýr. Baðýmsýzlýk sahibi olmak için, kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder. Kuvvet ordudur.
Ordunun hayat ve saadet kaynaðý, baðýmsýzlýðý takdir Eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdaný imanýdýr.
Ýngilizler, milletimizi baðýmsýzlýktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriþtiler. Mütareke þartlarýnýn tatbikatý ile silahlarýmýzý, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasýtalarýmýzý elimizden almaya çalýþtýlar. Sonra kumandanlarýmýza ve subaylarýmýza tecavüz ve taarruza baþladýlar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler.
Ordumuzu tamamen laðvederek, milleti, baðýmsýzlýðýný muhafaza için muhtaç olduðu dayanak noktasýndan mahrum etmeye teþebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasýz, ordusuz býraktýklarýný zannettikleri milletin de, izzetinefsine, her türlü haklarýna ve mukaddesatýna taarruzla, milleti alçaklýða, boyun eðmeye alýþtýrmak planýný takip ettiler ve ediyorlar. Her halde ordu, düþmanlarýmýzýn birinci taarruz hedefi oldu.
Orduyu imha etmek için mutlaka subaylarý mahvetmek, aþaðýlamak lazýmdýr. Buna da teþebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boðazlamakta, engeller ve müþkülat kalmaz.
Bu hakikat karþýsýnda ve içinde bulunduðumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düþen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kýymeti kendiliðinden meydana çýkar.
Milletimiz hür ve baðýmsýz yaþamak lüzumuna tam bir iman ile kani olmuþ ve buna kati azim ile karar vermiþtir. Zaman zaman, þurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüþ olmasý, hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanýna sekte vurmamýþtýr ve vurmayacaktýr. Dolayýsýyla kuvvetin, ordunun vücudu için lazým olduðunu söylediðim kaynak ki, milletin vicdaný-imanýdýr, mevcuttur.
Ordu ise, arkadaþlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; “ordunun ruhu subaylardadýr.”
O halde subaylarýmýz, düþmanlarýmýz tarafýndan yýkýlmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandýracak ve, ordu ve milletimizin baðýmsýzlýðýný muhafaza edecektir.
Millet, baðýmsýzlýðýnýn muhafazasýndan ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teþkil Eden subaylardan bekler. Ýþte subaylarýn yüce olan vazifesi budur.
Allah göstermesin milletin baðýmsýzlýðý ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktýr.
Subaylar, izah ettiðim yüce, mukaddes ve bütün açýlardan üzerlerine düþen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle, giriþtiðimiz Baðýmsýzlýk mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler.
Þahsi ve özel hayatlarý itibariyle de subaylar, fedakârlar sýnýfýnýn en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.
Çünkü düþmanlarýmýz herkesten evvel onlarý öldürür.
Onlarý aþaðýlar ve hor görürler.
Hayatýnda bir an olsa bile subaylýk yapmýþ, subaylýk izzetinefsini, þerefini duymuþ, ölümü küçümsemiþ bir insan, hayatta iken, düþmanýn tasarladýðý ve reva gördüðü bu muamelelere katlanamaz.
Onun yaþamak için bir çaresi vardýr. Þerefini korumak! Halbuki düþmanlarýmýzýn da kastettiði, o þerefi ayaklar altýna atmaktýr. Dolayýsýyla subay için “ya istiklâl, ya ölüm” vardýr.
Fakat arkadaþlar ölmeyeceðiz, baðýmsýzlýðýmýzý muhafaza ederek yaþayacaðýz ve milletimizi daima baðýmsýz görmekle bahtiyar olacaðýz!’
Mustafa Kemal
Kaynak:
* Afyon’da çýkan Ikaz Gazetesi’nden aktaran: Anadolu’da Yenigün Gazetesi, 10 Aðustos 1920.
* Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.9, Kaynak Yayýnlan, Istanbul. Ekim 2002, s. 112-113
|